Şehit ve Gazilerimiz

Şehitler ve Gaziler

Köyümüzde Çanakkale ve Kurtuluş savaşına katılmış olan ve gazi ünvanlı rahmetli olmuş olan dedelerimizin bildiğimiz ve ulaşabildiğimiz kadar fotoğraflarını ve isimlerini burada yayınlamaya çalıştık.

Eksiklerimiz olabilir, eksiğimizi tamamlayıp bu güzel insanları hayırla yad edilmesine sebep olacak olanlara şimdiden teşekkür ederiz.

Hepsini Rahmetle anıyoruz ruhları şad mekanları cennet olsun.
ŞAHAN ALİ OĞLU HABİP (HABİP ŞAHİNER)

1Rumi 1307 miladi 1890 doğumlu, O zaman sandıklı ilçesine bağlı olan ilçemizin yanık köy daha sonra dola köy (yazıtepe köyü) ünde dünyaya gelir, Osmanlının son zamanları ve efelik ve eşkıyalık dönemleridir. Amcası yunan işgalinde büyük fedakârlık yapan Hasan Hüseyin Efedir.

Rahmetli Habip Şahiner, Çanakkale savaşlarına katılmış Çanakkale de yara almış ve daha sonra Bağdat ve Kudüs cephelerinde savaşmış İngilizlere esir olmuş ve bu esaretten kaçarak memleket gelmiş istiklal savaşına katılmış ve buna karşılık bir gazi maaşı bile almayacak kadar mütevazi ve geniş gönüllü bir piri faniydi.

Çanakkale savaşlarında yaşadığı Hatıraları sürekli anlatır ve o günleri her an yaşar gibi heyecanını hiç kaybetmezdi. Rahmetli anlatıyor; Çanakkale de savaşın en hızlı dönemlerinden bir an, günlerce boy abdesti alamadık diyor ve ramazan ayının 1. günü geldi akşam teravih kılınacak, Sandıklılı Ali Osman ile birlikte akşam namazına yakın boy abdesti aldık ve teravih namazına hazırlanıyoruz diyor. Biz teravihe hazırlanırken akşam namazı karanlık silah sesleri gelmeye başladı ve hemen herkes mevzilerine diye bir komut verdi bölük kumandanımız acilen mevzilerimize siperlerimize gitmek için silahlarımızı aldık ve sürünerek gidiyoruz, önümde Sandıklılı Ali Osman arkadaşımın üzerine bir şarapnel parçası düştü ve arkadaşın tüm organları üzerime yığıldı. Bu arada ben bacağımdan yaralanmışım ama sabaha kadar çarpışmak zorunda olduğumuzdan gece yarısı bayılıp düşmüşüm ve sabah sıhhıye çadırında gözlerimi açtım. Boy abdesti alarak teravihe hazırlanan Sandıklılı Ali Osman teravihi kılamadan kavuştu Mevla sına.

Bu Ramazanı sürekli çatışmalarla geçirdik diyor rahmetli Habip Şahiner, Bayram namazını herkesin bildiği ve kitaplara konu olan topluca namaz kılmak isteyen askerlerimizin üzerine inan sis perdesi altında kılarlar. Çanakkale de birçok hatırası ve anıları vardı Rahmetlinin fakat çocuklumuzda bunları kaydetme veya yazma gibi bir düşüncemiz olmadığı için aklımızda sadece bunlar kalmış.

Çanakkale’yi geçemeyen İngilizler Bağdat ve Kudüs cephelerinden savaş açarlar, ve askerlerimiz bu cephelere gönderilirler, bu cephelerde savaş tüm hızıyla sürerken rahmetlinin anlatımıyla bir paşanın yaptığı bir hata neticesinde Osmanlı askerlerinin büyük bir kısmı İngilizlere esir olurlar, bunların içinde Ali İhsan Sabis paşada vardır, esirler bir yere toplanır ve askerler kendi içinde Ali İhsan paşanın rütbelerini sökerler ve er elbisesi giydirirler İngilizler paşaya zarar vermesin diye, bu arada somalı cephesinden bir makinalı sesi akşam karanlığına kadar sesi kesilmez ve sürekli ateş eder sonunda ateş eden bu askeride (Mülazimi Sani) der rahmetli bu askere teslim alırlar. Esirlere bir İngiliz paşası konuşma yapar, son teslim olan Mülazime tercüman aracılığıyla sorar paşa, bu kadar asker teslim oldu sonunda sende teslim olacağını bildiğin halde neden teslim olmadın ve bizi bu kadar uğraştırdın der. Verilen cevap çok manidar ve oldukça cesurdur, söyleyin şu do… Paşanıza anamız bizi teslim olalım diye buraya göndermedi, sizden korktuğum için teslim olmadım sizden korkmuyorum, makineli tüfeğimin suyu tükendi bir matara suyumu içmedim ve akşama kadar bu su ile silahımı soğuttum ama buda bitince mecburen teslim olmak zorunda kaldım. Sizden korkmuyorum, bana bir matara su verin sizinle savaş etmeye devam ederim diye cevap veriyor. Bu cevabı alan Paşa çıktığı yüksekçe yerden iniyor ve askerin anlından öpüyor, işte ecdat bu kadar onurlu ve gurulu bir asalete sahip esir olduğu halde bile korkmadan cevap veriyor.

İşte bu cephede savaş esnasında askerlerimizin yemek ihtiyaçları bile karşılanamıyor, askerler aç ve susuz bir şekilde savaş etmek zorunda kalıyor. Bir akşam üstü rahmetli cephede savaşan öncü birliklerin akşam tayın (yemek)larını almak için geride bulunan karargâha gider, karargah dan savaş eden askerlere yemek diye verdikleri yiyecek yarım çuval kuru arpa ve bir kese kuru üzümdür. Bölük kumandanına yemek takdim edilir bölük kumandanı acı ve kederli bir şekilde bir iç çeker ve biz eş.. Miyiz kuru arpa yiyecek diye serzenişte bulunur. Bu şartlar içinde savaşırlar ve vatan müdafaası bu şartlarda yapılır.

Rahmetlinin bu esaret hayatı yaklaşık bir sene sürer, ve bir şekilde bu esir kampından kaçarlar birkaç arkadaşı ile birlikte, 6 ay gibi bir yolculuğun ardından ulaşırlar memlekete, üzerlerinde elbise yok aç ve susuz 6 aylık yolculuk çok zor şartlarda geçer ve gelirler memlekete.

Gelirler gelmesine ama memleket çokta rahat ve huzurlu değildir, yunan işgaline uğrayan köyler ve insanlar boşaltmışlardır evleri ve ocakları. Muhacir gitmişlerdir işgalin olmadığı daha emniyetli illere, zaten evle ocakla ilgilenme zamanı değildir ve memleketi yunanlılar işgal etmiştir memleket kurtulması gerekir yunan askerlerinden. Ve Habip Şahiner Rahmetli Afyonda askeri birliğe müracaat eder ve askere teslim olur.

Yine Rahmetli anlatır, Bağdat’ta Türk esirler içinde bulunan Ali ihsan paşayı İngiliz kraliyet ailesinden bir hanım esirlerin içinden tanır ve bir gece operasyonu ile Basra körfezinden Antalya’ya yük taşıyan bir gemi ile kaçırır, bu kaçırmanın sebebi ise İngiliz kraliyet ailesinden bu hanım Osmanlı ziyaretinde Ali ihsan paşanın çok büyük iltifatını görmüştür, bu iyiliği unutmayan bu bayan Ali ihsan paşaya jest yapmıştır.

Ali ihsan paşa Antalya’dan Burdur’a ve oradan ilimiz uşak’a gelmiştir, uşak ve havalisi işgal altında olduğu için başlamıştır keşif yapmaya ve çerçi kılığına girerek, ilçemizin Ahat köyünde susuz köyünde Kızılca söğüt kasabasında, tüm yunan karargâhlarını incelemiş ve nerelerden girilip çıkılacağını not etmiştir. Uşak Merkeze ait Kabaklar köyünde Halil Ağa ismiyle maruf zaat yunan askerlerinin kumandanlarına yemek vermektedir, kadına kıza sıkıntı vermesinler diye davet etmiştir köy odasına. Ali ihsan paşa bu köye gelir ve köy odasına yerleşmek ister çerçi kılığında fakat Halil ağanın can burnundadır tabiri yerindeyse bu zamanda çerçinin ne işi var burada diye bir güzel pataklar Ali ihsan paşayı, fakat paşa aldırmaz bu duruma ve işini yapmak için ne gerekiyorsa yapar.

Ali ihsan paşa bu keşiflerden sonra Ankara döner ve Mustafa Kemal Atatürk’le görüşür, Rusya’dan silah anlaşması yapılır silahlar alınır ve askerin silah ve mühimmat eksikliği giderilir ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir komutu başlar ve Kurtuluş savaşı başlamış olur.

Afyon merkezinde Hücum emri alan Türk askeri Allah deyip başlar yunan askerlerini kovmaya, yunan askerleri Türk askerinin güçlü bir şekilde çatışmalar başlattığını görünce nesi var nesi yok bırakır ve kaçmaya başlar. Rahmetli anlatır; Afyon merkez köylerinden Bal Mahmut köyü civarındaydık yunan askerleri tüm silahını ve gıda malzemelerini bırakmış kaçıyorlar, Türk askeri yunandan kalan ganimetleri paylaşıyor, fakat yoğunluktan ve aceleden peksimetler yerlere dökülmüş askerlerin ayakları altındadır. Ali ihsan paşa At üzerinde şahit olduğu bu manzara karşısında askerlere şöyle hitap eder. “Aslanlarım yiyiniz bileğinizin hakkıdır, ananızın ak sütü gibi helal olsun fakat ekmekleri ve peksimetleri ziyan ediyorsunuz bundan Allah razı olmaz” diye askere oldukça veciz bir konuşma yapar ve savaşta bile bir şeyin israf edilmesine razı olmaz.

Şiddetli çatışmalar devam eder Türk askerleri yunan ordusunu kovalamaya devam eder, Dumlupınar yakınlarında tekke yokuşu sırtlarında savaş kızışır rahmetli bu sırtta epey bir yunan askerini öbür aleme gönderdiğini sürekli anlatırdı.

Yunan kaçar Türk askeri kovalar ilçemizin kızılhisar köyü yakınlarında rahmetli omuzun dan küçük bir yara alır ama savaş durmaz ve devam ederler taki Salihli ilçesi bin tepeler mevkisine varana kadar, bin tepeler mevkisinde bozguna uğrayan takım ciddi şekilde zayiat verir ve rahmetli burada ciddi şekilde yaralanır ve artık rahmetli için savaşın sonu olacaktır. Hastanede yattığı yerde savaşın zaferle sonuçlandığını ve yunanı denize döktükleri haberini alır ve hayatımın en güzel günleri bu günlerdi diye hep bu anıları anlatırdı Rahmetli. Allah mekânını cennet eylesin bu hizmete rağmen gazilik maaşı bile almayan ve hayatının son günlerini oldukça garip ve yoksul geçiren Habip Şahiner Rahmeti rahmana garip bir şekilde gider. Ruhu Şad olsun.

 

RAHMETLİ MEHMET ŞAHİN (ABBAS OĞLU MEHMET)

3Çanakkale savaşlarına katılmasına rağmen hatıralarını çok küçük bir kısmını hatırlayabildiğim Rahmetli dedem Evlendiği gün akşam askerler tarafından savaşa davet edilir ve askere alınır. Fakat düğün vardır ve akşam gelin inecektir eve, askerlerin kumandanına yalvarılır ve bir günlüğüne izin istenir, afyonda birliğe katılmak için giden askerleri arkadan yakalamak kaydıyla izin verilir ve ertesi günü Karaköse yakınlarında askerlere yetişir.

Hanımının yanında bir gece kalabilen Rahmetli bir gider tam 4 yıl gelmez, savaş esnasında Salihli bin tepeler mevkiinde bozgun yiyen takımın içinden esir olur yunan askerlerine. Atina’ya götürülen rahmetli 4 yıl boyunca esaret hayatı yaşar ve çok kötü muamele görür.

Bir gece ancak yanında kalan hanımı Rahmetli Ebem (Baba annem) 4 yıl hiç haber alamaz öldüğünü de bilen yoktur sağ olduğunu da ama bekler elbet bir gün gelecek ümidiyle 4 sene boyunca. Etraf çok telkin eder ondan sana fayda yok o zaten ölmemiş olsa gelirdi diye ama bir ümittir rahmetlinin içindeki ve asla razı olmaz başa birisiyle evlenmeye. Sevgi, muhabbet bağlılık bu olsa gerek.

4 yılın sonunda esir mübadelesi yapılır ve gelir rahmetli köyüne bakar ki hanım baba evine gitmiş anne baba yok olmuş ev perişan bir vaziyette köyde kimseye görünmeden dönüp gitmek gelir içine ama bırakmaz 4 sene yolunu bekleyen fedakar hanımının hasreti dönemez onu almadan ve zorda olsa harap olmuş bir evde kalmaya razı olur eşinin hatırına ve hanımı alır gelir virane baba ocağına. İşte böyledir rahmetli dedemin hayatından kısaca hatırımda kalanlar. Allah gani, gani rahmet eylesin mekânları cennet olsun, ruhları şad olsun.

 

RAHMETLİ HALİL TOPKAYA (DİLLİ HALİ DAYI)

2Rahmetli Dilli Halil Derlerdi köyümüzün çok sevilen ihtiyarlarından birsiydi, Çanakkale savaşlarına katılmış Kudüs cephesinde savaşmış senelerce askerlik yapan birisiydi. Çanakkale hatırlarını dinlemiş olsam bile tam hatırlayıp toparlayamıyorum, ama kurtuluş savaşındaki bir anısını sizinle paylaşmak istiyorum.

Kurutuluş savaşının yoğun bir şekilde yaşandığı ilçemizin köylerinden karacahisar yakınlarında bir yerde kaçan yunan askerleri hem kaçarlar hem de yıkıp yakmaya devam ederler Türk askerine yapamadıklarını Türk insanına zarar vererek tatmin olmaya çalışırlar. Köyün yakınlarında köyün sığırları toplu halde otlamaktadır yunan askerleri hem kaçarlar hem de bu hayvanları kurşuna dizerler ve tüm sığırlara ve önüne gelen hayvanlara silah sıkarlar bu duruma gözleri ile şahit olan Halil Dayı gözü dönmüş bu askerlerin bu insanlık dışı hareketini görünce çılgına döner ve başlar bunları tepelemeye, en az der 7 8 askeri oracıkta tepeledim der rahmetli tabi bu arada … koymayı da ihmal etmez. İşte böyledir Rahmetli Halil Dayının kurtuluş savaşındaki bir anlık hatırası, bu insanların hayatı kitap olacak kadar hatıralarla doluydu ama onlar için o kadar sıran olaylardı ki bunları kendileri ile götürdüler ötelere. Allah Rahmet etsin cümlesine kabirleri cennet olsun.

 

Yazıtepe Köyünden Kurtuluş Savaşına katılanlardan Aklımda Kalanların İsimleri

Mehmet Şahin (Abbasoğlu Mehmet)

Habip Şahiner (Şahanoğlu Habip)

Halil Topkaya (Dilli Halil)

Süleyman Koç (Muhtar Süleyman)

Ahmet Armağan (Çobanoğlu Ahmet)

Abdülkadir Çelik (Demirci Abdülkadir)

Mehmet Bozkurt (Kırmızı Mehmet)

Mehmet Kılınç (Mıççak Dayı)

Süleyman Çaylı (Yarenoğlu Süleyman)