Sahip Çıkılmayan Gençlik ve Azmin Zaferi

Halil İbrahim ŞAHİN

Yazarın şu ana kadar yazılmış 11 makalesi bulunuyor.

Sandıklı Kaymakamını Köye Ayağına Getirten Usta?

Cumhuriyet yeni kurulmuş, Harf Devrimi yapılmış, Köylere yeni, yeni okullar açılmaya başlanmıştır. Köyümüzde Karşı yaka (Kuzey Yaka) caminin olduğu yere toprak damlı 2 katlı bir ilkokul yapılır. İlkokul o dönem 3 yılda bitirilmektedir.  Fakirlik ve yoksulluk kol gezmektedir, okumanın okutmanın ne olduğu henüz anlaşılmamış okumaya karşı hele de yeni alfabeye karşı ciddi bir ön yargı vardır. Çünkü harf devrimi çok despotça uygulanmış, insanların evlerindeki Kuran-ı Kerimler toplanmış ve yasaklanmıştır. Okumaya teşebbüs edenler şiddetle cezalandırılmıştır. Asıl konumuz bu olmadığı için buraya girmiyorum. Başka bir yazının konusu olacak inşallah.

İşte bu sıkıntılı ve zor zamanlarda İlk Okulu bitiren Küçük İsmail bir arayış içerisindedir. 12-13 yaşlarındadır. Fakirliği yoksulluğu iliklerine kadar yaşayan bir çocuk olduğu için okumanın, çalışmanın kazanmanın yollarını aramaktadır. Ailenin ilk çocuğu olmasına rağmen sevgiden mahrum büyümüştür. Duygusaldır, içine kapalıdır ama çok düşüncelidir. Sürekli fakirliği nasıl yenerim, Anamın yüzünü nasıl güldürebilirim hesabı yapmaktadır. Babasına açar duygu ve düşüncelerini, okumak istediğini veya bir zanaat sahibi olmak istediğini. Ama nafile, Babası anlamaz genç adamın ıstırabını, otur oturduğun yerde, ben yiyecek ekmek bulamıyorum, seni nasıl okuturum der, haklı olarak.

Fakat genç adam işin peşini bırakmaz, bir yolunu bulur köyün eski kazası olan Sandıklı’ya gider bir akrabası ile. Çıkar Hükümet konağına, O yıllar Sandıklı Kaymakamı Ahmet Dündar Efendi’dir. Kaymakam Ahmet Efendiye döker içini, ben okumak istiyorum bana sahip çıkın Babam beni okutmuyor der. Kaymakam Bakar söyle bizim delikanlıya, istihza ve alaylı bir şekilde, sen mi okuyacaksın, sen okuyamazsın sen git çoban ol köyünde der.  Okumak için Para lazım, hükümetimiz şuan sıkıntıdadır, sizi okutamaz. Delikanlı kararlıdır, vazgeçmek istemez. Ne olur en azından bana zanaat öğretecek bir yer bulun ben usta olmak istiyorum, ama kaymakam başından savar yok evladım sen doğru köyüne git. Bizim delikanlı Kaymakam Meydan Okur Adet bir gün gelecek bana muhtaç olacaksınız ben bu işi başaracağım der.

Tabi bizim delikanlı üzgündür, ama vazgeçmek gibi bir niyeti yoktur. Sandıklı’da bir arayış içine girer acaba bir ustanın yanına çırak olarak girip bir meslek edinebilir miyim düşüncesiyle.  Vardır birçok usta ama sahipsiz bir çocuğu almak istemez kimse, bir şekilde savarlar yanlarından. En son Sandıklı kazasına bağlı Kozluca (Gozulca) Köyünde bir usta vardır, ünlü bir ustadır, iğneden ipliğe tamir etmektedir. Gider onun yanına. Ustam ben size çırak olmak istiyorum, bana bu işleri öğretir misin diye yalvarır, ama o ustanın da diğerlerinden farkı yoktur. Evladım sen köyüne git burada sana yapabileceğim bir şey yok der ve başından savar.

Bizim delikanlı üzgün ve ümitsiz köyüne geri döner, ama hedefinden kimse vazgeçiremez onu. Köyde bir usta vardır köyün ufak tefek tamir işlerini yapan. (Bakkaloğlu İsmail, Rahmetli Temiz Ahmet’in babası) Bu ustanın yanına koşar fırsat buldukça. Usta öğretmek için çalışmaz, çok ketum birisidir, ama olsun, bizim delikanlı sürekli gözlemler neyi nasıl yaptığını. Bir gün, beş gün, bir ay derken bizim delikanlı bir şeyler öğrenmiştir. Boş durmaz tarla işlerinin arasında boş vakit buldukça bir şeyler yapmaya çalışır. Bir çivi bulsa bunu hemen ocakta kızdırır örste döver bir oya şişi yapar. Bir parça teneke bulsa bunu hemen Kaynatma (Bilenler bilir Tenekeden yapılan Maşrapa şeklinde su kabı) yapar. Bunları cüz-i fiyatlarla satmaya başlar. Bir yumurtaya, bir kap buğdaya. Küçükte olsa bir kazanç elde etmesi daha da teşvik edici olmuştur. İşi ileri götürür, takım tezgah derken, bizim delikanlı usta olmuştur.

Ustalığının namı etraf köylere yayılmıştır, Çakı çakmak, ayna tarak ne varsa tamir eder olmuştur.  Bunların başında silah gelmektedir, ama aklınıza ne gelirse her şeyin tamirini yapmaya başlamıştır. Yıllar geçmiş bizim usta her şeye rağmen babasının istememesine, yasaklamasına rağmen usta olmuştur ve artık bir dükkânı (İşlik) vardır.

Olacak ya, Sandıklı Adliyesinin Yazı makinası (Daktilo)bozulmuştur. Hangi tamirciye götürdülerse yapamamıştır makinayı. Zaman yokluk zamanıdır, Makine dış ülkelerden gelmektedir her yerde servis yoktur. Sandıklı Adliyesi yazışma yapamadığı için kilitlenmiş makinanın tamirini beklemektedir. İş Kaymakama iletilir, kaymakam haber salar etrafa köylere, ustalar aranır ama nafile, hiçbir usta tamir edemez makinayı. En son birileri Kaymakama Dola köyde bir usta var sanırım o usta bu işi yapabilir der. Kaymakam 2 jandarma erini gönderir köye, gidin o usta kimse alın gelin diye. Jandarmalar gelir köye Muhtar’a anlatırlar olayı. Muhtar Bizim Ustayı çağırır bak der jandarmalar seni götürmek istiyorlar böyle bir sıkıntı varmış.

Bizim delikanlı dertlidir aynı zamanda öfkelidir, zamanında kendisine sahip çıkılmadığı için kalbinde bir ukde vardır. Askerlere benim işim var, ben gidemem, eğer tamir edilecek bir makinanız varsa getirin buraya, burada tamir ederim der. Aynı zamanda Askerlere bir Mektup (pusula) yazar ve der ki, “Doktor hastanın ayağına gitmez, hasta Doktorun ayağına gelir, Şayet Doktor hastaya giderse fatura ağır olur”.  Askerler eli boş dönerler sandıklıya, Kaymakama olanları anlatırlar. Kaymakam biraz sinirlenir kızar, ama birazda merak eder, kimdir? bu kaymakam’a böyle bir yazı yazacak kadar gözü pek insan diye. Çünkü devir Milli şef devridir, Askere devlete posta koymak demek akıl karı değildir. Bu sebeple Kaymakam merak etmiştir bu adam kimdir diye.

Biner atına veya bineği neyse ona dola köyün yolunu tutar. Gelir köye Muhtarı bulur ve çağırırlar bizim ustayı muhtar odasına. Kaymakam bakar ustaya ufak tefek kavruk bir delikanlıdır, kendisini ayağına kadar getirten usta. Neden der, Sandıklıya gelmedin beni buraya kadar yordun. Anlatır bizim usta geçmiş yıllardaki başından geçen olayları bir, bir. Hak verir kaymakam ustaya, doğru der biz genç nesle sahip çıkamadık ama şuan imkânlar iyidir sahip çıkıyoruz gibi laflar eder. Usta alır makinayı bakar şöyle bir aşağı yukarı arızayı tespit eder ve hemencecik yapar tamiri verir ellerine. Kaymakam biraz daha taaccüp eder o kadar usta gördü yapılmadı hemen tamir edilmesi şaşırtır kaymakamı. Ücret ne kadar diye sorar, yok ücreti der usta, küçük bir iş için koskoca Kaymakam gelmiş bir de ücret mi? Alalım. Almam sizden ücret filan, siz misafirsiniz, ama kaymakam olmaz der ve bir miktar para bırakır ustaya. Ve memnun olarak ayrılır köyden.

İşte Kıymetli okuyucular; bu azimli ve kararlı aynı zamanda Kaymakamı Köye ayağına getirtecek kadar da cesur olan Kavruk delikanlı usta kimdir. Yıllarca köyümüzde, sadece köyümüze değil etraf köylere, illere ve ilçelere kadar namı gitmiş ve oralardan gelen aletleri, silahtan, saat tamirine, çakmak tamirinden radyo teyp tamirine kadar İğneden ipliğe tamir yapmış ustalık yapmış Babam İsmail Şahin’dir.

Allah c.c. Babama ve Tüm Babalara hayırlı uzun Ömürler versin Babamla alakalı çok hatıra var yazdığım, yazacağım inşallah ilerleyen zamanlarda nasip olursa sizlerle paylaşacağım.

Başka bir hatırada buluşmak ümidiyle selametle kalın…

ismail-sahin-sandikli-kaymakam

ismail-sahin

 

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 2 YORUM
  1. Güngör dedi ki:

    Sayın İsmail Amcaya ALLAH Dan Uzun Ömür Diliyoruz Saygı İle Ellerinden Öpüyoruz

  2. CB dedi ki:

    Bu hikayeyi bir yerden biliyor gibiyim:)

BİR YORUM YAZ

%d blogcu bunu beğendi: