Öksüz ve Yetim Mehmet’in Dürüstlüğünün Mükâfatı

Halil İbrahim ŞAHİN

Yazarın şu ana kadar yazılmış 11 makalesi bulunuyor.

Fakirlik çok zordur, birde Öksüz ve yetim olunca fakirliğin kat sayısı daha da artar. Fakirliğin, yoksulluğun ıstırabına birde Ana ve Babanın olmaması eklenince insan iliklerine kadar hisseder dünyanın acısını.

İşte böyle birisidir Mehmet, 8-10 yaşlarındadır. Babası askerlikte şehit olmuş, anasını da küçük yaşlarda kaybetmiş ellerin eline kalmıştır küçük Mehmet. Yıllar fakirliğin yoksulluğun hüküm sürdüğü yıllardır. Yıl 1880’lerdir tahminen. Dünyanın yükü çok küçük yaşlarda binmiştir Küçük Mehmet’in omuzlarına.

Yakın bir akrabası ile köy, köy gezerek çerçilik yapmaktadır Mehmet. Köyünden kilometrelerce uzakta olan köyümüze düşmüştür yolları. Köy odasında kalmaktadırlar, köyde ufak tefek şeyler satıp iaşelerini temin için çalışmaktadırlar. Köyde kaldıkları oda Hacı Osman ağanın odasıdır. Köy odasında misafirlerini kendi elleriyle ağırlayan Hacı Osman Ağanın dikkatini çeker küçük Mehmet. Öksüz ve yetim olmasına rağmen terbiyesi, nezaketi ve gürbüzlüğü gözünden kaçmaz Hacı Osman Ağanın.

Sorar, yanında çalışan akrabasına; bu çocuk senin çocuğun mu? diye. Hayır der çerçi, bu benim çocuğum değil, bu çocuk öksüz ve yetimdir, anası babası yok benimle kalıyor, bana yardımcı oluyor. O zamanlar (hizmekerlik) Hizmetkârlık vardır, biraz zengin olan toprak ağaları tarlası toprağı olmayan insanların çocuklarını ücret karşılığında çalıştırır bunun genel ismi hizmekerliktir.  İşte Hacı Osman Ağaya da tamda böyle bir çocuk lazımdır. Hemen Teklif eder, derki; bu delikanlıyı bana verir misin? Hemen cevap verir bizim Çerçi; veririm tabi, lazımsa senin olsun.

İşte bizim Mehmet kalış o kalış bizim köylümüz olur. Kimdir Bu Öksüz yetim Mehmet, Nereden gelmiştir köyümüze, akıbeti ne olmuştur. Yetim Mehmet Hacı Osman Ağanın yanında hizmete başlamıştır. Hacı Osman Ağanın bir oğlu üç kızı vardır, oğlu İslami ilimler öğrenmek için gitmiştir köyden dışarı.  25 sene Medresede okumuştur. Bu sebeple Yetim Mehmet’e sahip çıkmıştır Hacı Osman Ağa, sevmiştir Mehmet’i oğlu gibi. Yıllarca hizmetini yapmıştır, ekmiştir biçmiştir, bu evin oğlu gibidir adeta. Unutmuş mudur, köyünü doğduğu toprakları, hayır unutmamıştır aslında, ama elinden ne gelir. Elin hizmetçisidir, istese de gidemez köyüne, zaten bekleyende yoktur köyünde ama yine de hasretini çeker köyünün topraklarının.

Bizim yetim Mehmet büyümüş evlenme çağı gelmiştir artık. Hacı Osman Ağanın evinde üç tane kızı olmasına rağmen yan gözle bile bakmamıştır bizim Mehmet. Zaten Hacı Osman Ağanın bu yüzden artmıştır sevgisi Mehmet’e karşı. Bizim Mehmet bir gün çıkar Hacı Osman Ağanın karşısına, sıkıla büzüle ağam der bana müsaade edersen ben helallik alıp gitmek istiyorum, köyüme. Hacı Osman Ağa bilir aslında gitmek istemesinin sebebini, ama yine de sorar hayırdır evladım bir sıkıntın mı var, seni üzen bir şey mi var ki gitmek istiyorsun köyüne. Yok der Mehmet, yok aslında sizden bir sıkıntım, fakat artık kendi yuvamı kurup kendi ayaklarımın üstünde durma zamanı geldi.

Hacı Osman Ağa gitmesini istemez, Mehmet’i çok sever, dürüsttür, çalışkandır, vefalıdır. Alır karşısına Mehmet’i evladım der, Allah Şahit seni çok seviyorum, oğlumdan seni ayrı tutmam, üç tane kızım var hangisi ile evlenmek istersen seç birini senin düğününü ben yapacağım ve seni evladım yerine koyacağım. Bizim Mehmet hiç beklemediği bir teklifle karşılaşınca birden şaşırır ve ne diyeceğini bilemez. Ağam der teveccühün için sağ ol, Allah razı olsun, ama benim düşünmem lazım. Düşün der, Hacı Osman Ağa, düşün kararını bana bildir.

Bizim delikanlı Mehmet düşünür günlerce, bir tarafta güzel bir teklif bir tarafta kendi köyünden uzak bir yer. İçinde bir burukluk olsa da kararını verir, eğer Hacı Osman Kızı Ayşe’yi kendisine verirse kalmaya karar verir. Çıkar Hacı Osman’ın karşısına ağam der, Eğer müsaadeniz olursa Kızınız Ayşe ile evlenmeyi ve burada kalmayı kabul ediyorum. Yok, eğer kabul etmezseniz bana müsaade edin ben gideyim. Hacı Osman Ağa sevinir bu karara. Bunca yıldır hizmet ettiği ve dürüstlüğünden ve fedakârlığından şüphe etmediği bu delikanlının damadı olması çok hoşuna gitmiştir. Tamam, evladım verdim gitti. Hemen düğün hazırlıklarına başlayalım der.

Hacı Osman Ağa, kızı Ayşe ile Yetim Mehmet’in düğünlerini yapar. İşte bu evlilikten dört erkek, 2 kız çocuğu olmuştur. Dört erkek evladın, ikisi Ali ve Hasan Osmanlı döneminde Savaşlarda şehit düşmüştür.  Mustafa ve İbrahim ise köyümüzde mekân tutmuş uzun yıllar yaşamış Çallılar sülalesini devam ettirmişlerdir.

Hikâyemizin başkahramanı Mehmet Denizli’nin Çal ilçesine bağlı Bükrüce köyünden (Bu köy şuanda Bekilli ilçesine bağlıdır)gelen Çallı Mehmet’tir. Hacı Osman Ağa Hacı Osmanlar sülalesinin babaları Molla Ahmet Dedenin babasıdır. Yani Molla Ahmetler Sülalesi ’de Hacı Osman’dan gelmektedir.  Çallı Mehmet’in Köyde Kalan oğulları, Çallı Mustafa, Aşağı Çallılar, Çallı İbrahim ise Yukarı Çallılar sülalesi babalarıdır.

İşte Sevgili dostlar, Hanlı Soyadını alan Çallılar sülalesinin Başlangıcı olan Çallı Mehmet’in hayat hikâyesinden küçük bir kesit.

Mevla’m her birine, gani gani rahmet eylesin Mekânları Cennet olsun.

 

 

 

 

 

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. CB dedi ki:

    Bilmediğimiz ne hikayeler varmış meğer.

BİR YORUM YAZ

%d blogcu bunu beğendi: