Hükümdar Dahi Köyüne Sığınmış

Ulvi GÜNDÜZ

Yazarın şu ana kadar yazılmış 23 makalesi bulunuyor.

Başkan’ın yüreği günlük 18-20 saat çalışmayı kaldıramaz. İki kere kriz geçirir,
ölümden döner. Neden sonra sağlığı ile ilgili durumun nezaketini anlar, hekimlerin
“az çalışma ve istirahat etme” yolundaki tembihine uymayı kabul eder.
Evet, artık az çalışacaktır, istirahat edecektir. İstirahat mı?.. Ama Nerede?…
Zevcesi söylüyor:
“Enver’in tedaviyi kabul etmesine, sağlığını düşünmeye başlamasına çok sevindim.
Artık kalabildiği kadar doğduğu büyüdüğü köyünde kalıyordu, sadece orada,
köy hayatının sadeliğinde, bütün insanların sevinci ve acıyı paylaştığı yerde, gerçek
huzuru bulup istirahat edebiliyordu. Kökleri oradaydı, yüreği oradaydı ve ben de
artık sık sık ordayım.”

Kıymetli dostlar,
müsadenizle size Mısır eski Devlet Başkanı Enver Sedat’ın köyünden ve merhumun
köyüne olan sevgisinden, köyüne olan tutkusundan ve bağından söz edeceğim.
Daha ziyade bir kitabından zevcesinin bu hususta yazmış olduğu satırları derleyip
tercüme ederek, takdirinize sunacağım. Ben duygulandım, size de dokunacağından
eminim.
Buyurun okuyoruz:

– Umm Cemal, (Cemal’in anası) oğlun iyi mi?
– Umm Cemal sana acıyoruz, senin daha başka çocukların olmalı…
Enver’in köyündeki kadınlar oğlum Cemal’den başka üç tane de nur topu gibi kız
çocuğum olduğuna bakmıyorlardı. Hayır! Onlar için sadece Cemal’in anasıydım.
Ne kadar itiraz etsem boşunaydı.
– Senin sadece bir çocuğun var, diyorlardı, köyde kız çocuklar sayılmıyordu.
Enver’in köyü Abdul-Kum, Nil Nehri Ovasında, Kahire’ye arabayla iki saatlik
mesafedeydi.
Köy yolunda seyahat etmek güzel şeydi. Etrafta pamuk tarlaları vardı, ki bu
tarlalar kışın yemyeşil ışıldar, yaz mevsiminde ise yapraklar altın rengine
boyanırdı.
Köye girer girmez kocam bambaşka bir insan olurdu. Derhal üstündeki takım
elbiseleri çıkarır, “galabiya” dedikleri yöre kıyafetini giyerdi. Benimle,
çocuklarla uzun gezintilere çıkar, yüksek sesle içli türküler söylerdi.
Köye ilk gelişimde Enver beni evden çıkarmadı.
– Evinde kalmalısın, hiç dışarıya çıkmamlısın! diye sıkı sıkı tembih etti.
– Niye? diye sebebini sordum merakla.
– Cünkü dedi köyümün insanları seni anlamaz.
– Neden?
– Zira sen şehir insanısın, şehir hayatına alışıksın. Köyümün insanları
tutucudur, seni böyle kolları, bacakları açık, başı açık bu şehir kıyafetiyle
görürlerse sana saygı duymazlar. Bir kadının böyle giyinmesi
adetlerimize terstir.
Ertesi gün Tanta teyzeye gittim, uzun bir elbise için basma aldım, bir tane
de rengarenk başörtüsü aldım, bunu başıma ciçekten çelenk gibi taktım,
köye sonraki gelişlerimde dışarı çıkabiliyordum artık.
* İlk gelişimde köy bana o kadar yabancı gelmişti ki, sanki başka bir ülkeye
değil, başka bir yüzyıla gelmiş gibi hissettim kendimi.
* Yollardan kalkan toz etrafı toz bulutlarına sarıyordu.
* Evler kerpiçten olup, pencereleri pek küçüktü.
* Birçok ev cinlere karşı maviye boyanmıştı.
* Gene dış duvarlarda Hz. Fatma’nın koruyucu elini temsilen el tasvirleri vardı.
* Kutsal toprakları gidip görebilmiş talihli insanlar ise, Hacca gemi ile
gittilerse “gemi”, uçak ile gittilerse “uçak” resmi çizmişlerdi evlerinin
duvarlarına.
* 1968 yılına kadar Abdul-Kum’da ne elektrik, ne de şu şebekesi vardı.
Köylüler güneş doğarken kalkıyor, ay belirince yatıyordu.
* Evler iki gözlüydü. Bir gözünde yatılıyor, yemek pişiriliyor, namaz kılınıyor,
diğer gözünde hayvanlar, inek, keçi, merkep, koyunlar barınıyordu.
* Tek yüksek bina köy camisi ve minaresi idi… Enver ilk maaşını bu camiye
bağışlamıştı.
İlk gördüğüm zaman köylü kadınların halini çok yadırgamıştım. Her biri kara
çarsaflı bu kadınların hepsi erkeklerden daha çok ve daha ağır çalışıyordu.
“Zavallılar, ne kötü bir hayat yaşıyor!” diye geçti içimden, fakat yanıldığımı
anladım;
– Emine, niçin bu kadar neşelisin? diye sordum çeşme başında toplanmış köylü
kadınlardan birine.
– Dün pazarda üç tavuk ve 14 yumurta sattım, şimdi kış boyunca yetecek kadar
çayımız, şekerimiz var” şeklinde cevap verdi.
Bir başka kadın da gülümsüyordu,
– İneğimiz o kadar çok süt verdi ki, on kilo peynirimiz oldu, şimdi kızımın düğünü
köyün en güzel düğün olacak.
Hergün çeşme başına gelip köylü kadınların arasına  ben de karışmaya başladım.
Burada bakış açım değişti. Bu kadınların okur yazarlığı yoktu, şuna buna sahip
değildiler, fakat ülke genelinin “orta halli” kesimine kıyasla bu köylü kadınlar
çok daha özgür ve bağımsızdılar. Öyle ki, onlara imrenmeye başladım.

Devamı gelecek inşallah…

Ulvi Gündüz
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

%d blogcu bunu beğendi:
gaziantep escortpaykasahd pornogaziantep escort bayangaziantep escort

Canl Bahis Siteleri

Deneme Bonusu

Sperbahis

Canl bahis

Bahis Mobil deme

Bahis Mobil deme

Bahis Mobil deme

Gvenilir Bahis Siteleri

Deneme Bonusu

Betvole

Bedava bonus

Redobet

Gvenilir Bahis Siteleri

Bets10 Giri

istanbul bayan escort

istanbul escort bayan