Geleneklerimiz

KÖYÜMÜZDE KÜLTÜR VE GELENEKLER

Köyümüzün kültürü tipik bir Anadolu kültüründen farklı değildir aslında, her adet ve geleneklerimiz ufak değişikliklerin dışında Öztürk kültüründen ve geleneklerinden beslenir ve kökü kaynağı burasıdır.

İnsanlarımızın genel yapısı büyüklere saygı küçüklere sevgi üzerinedir, büyükler her zaman hürmet görürdü, Köy odalarında büyüklerin sohbeti dinlenir, yarenlikler edilir, savaş ve cenk kahramanlıkları anlatılır herkes pür dikkat bu anlatılanları dinlerdi. Ne zaman televizyon denilen illet alet icat edildi ne gelenek ne kültür, nede insani değerler kalmadı.

Düğün ve evlenme geleneği,

Eskiden evlilikler genel itibariyle görücü usulü yapılırdı, kız istemeye bir büyük ile gidilir usul ve adap içinde kız istemesi yapılır, kız tarafı eğer kızı verme taraftarı ise biz bir düşünelim der yok vermeyeceklerse bizim kızımız küçük siz nasibinizi başka yerde arayın denirdi.

Söz kesilince karşılıklı poça götürme işlemleri denilen börekler ve çörekler yapılarak ziyafet verilir ve söz yüzüğü takılır.

Yazma örtme diye bir şey yapılırdı, köyde yapılan bir düğünün duvak günü yeni sözlenen kıza kaynanası yazma örter ve oğlunun nişanlısı olduğunu köylüye duyurulurdu. Daha sonra düğün hazırlıkları başlar, ilk önce “Düğün talı çıkarma” diye bir iş yapılır düğünde yapılacak ekmeklerin unu için değirmene buğday yollanırdı bu iş ise bir merasim halinde yapılır ve davul zurna eşliğinde götürülürdü. Düğün talı hususi çayırdaklı kağnı ile götürülür ve bu çayırdama sesi insanlara ayrı bir haz verirdi.

Resmi nikah için ilçeye gidilir aynı zamanda “Düğün Pırtısı” denilen elbiselik kumaş ve benzeri alışveriş işlemleri yapılırdı. Alınan malzeme sadece kumaş olur dikim işlemleri köyde terziler tarafından yapılırdı. “Pırtı Kesme” alınan kumaşlar fistanlıklar terzinin evine “gelinkız” (Gelin olacak Kız) ile beraber gidilir ve ölçüler alınır ve kesim işlemleri burada yapılırdı.

Bu işlerden sonra çeyiz hazırlıkları devam eder, düğün davetleri başlardı. Düğünler kına yakmakla başlar tam bir hafta sürerdi. “Kına Yakmak” tüm köylü kınaya davet edilir ve akşam kız evinde gelinkızın başı kınalanacaktır, kadınlar kendi aralarında oynar güler ve gecenin sonunda maniler eşliğinde kıza kına yakılır, bu bir hafta boyunca kız ve kardeşliği (gelinkıza düğünü boyunca eşlik eden arkadaşı ) genç kızların davetine gider o evden o eve sürekli davet peşindedir.

Kına yakma işlemleri genelde Perşembe günü yapılır ve bir dahaki Perşembe gelin alınırdı, düğünler dört gün olur bu dört gün boyunca düğün evinde sürekli yemek verilirdi.

Salı           Davul günü

Çarşamba Çeyiz serme

Perşembe Gelin

Cuma Duvak

Düğün bu günlere riayet edilerek yapılırdı, Salı günü yani davul günü başka köylerden gelen davetliler köy girişinde tabancalarını havaya sıkarak geldiklerini düğün sahibine haber verir, düğün sahibi köyün girişine davulla beraber gider ve davetlileri karşılardı.

Çeyiz günü urganlara asılan tüm çeyizler büyük direklerle kız evinin önüne serilir sabahtan akşama kadar sergilenirdi. Çeyiz günü davulcular genelde kız evinin önünde çeyizin altında olur sürekli burada oynanırdı, Akşam çeyiz toplanır ve bu geceye kına gecesi denirdi. Akşam kadınlar kendi aralarında oyunlar çıkarırlar kızın kardeşliği erkek elbisesi giyer ve kızla beraber oyun çıkarırlardı. Erkeklerde kendi aralarında sokakta oyunlar çıkartırlar. Kış ise köy odasında oyunlar oynanırdı.

Gelin günü yine davet yemek devam eder akşama yakın kız evinde “çeyiz kağnısı çıkama”  işlemi yapılırdı, kız evinden kızın çeyizleri kağnı arabasına yüklenir ve erkek evine götürülür ve evin düzenleme işlemleri yapılırdı ve bu işlemler birer merasim ve şölen havasında yapılırdı. Bu arada damadın sadaç’ı (Damat’a düğünü boyunca sürekli yardım eden arkadaşı) seymanı hazırlar köyün gençlerinden oluşan seyman alayı gelin almak için hazırdır, seymanda bir bayrakçı birkaç tane kılıçlı insan olur boyunlarında poçu dolanmış yöresel kıyafetler giyilirdi. Daha sonra davul ve seyaman eşliğinde camiye damat giydirmeye gidilir, ikindi namazından sonra camiden çıkılır ve damatı hoca tekbir ve dualarla giydirir damatla sadacı giyindikten sonra aynı ekip gelin almak için kız evinin yolunu tutarlar.

Bu arada kız evinde “Gelin başı dermek” diye bir işlem yapılır gelinin başı yöresel süslerle pullu boncuklu el işleriyle süslenir, gelin alayı gelir ve sürekli davul gelin isteme havası çalar, bu hava kız tarafını hüzne damat tarafını da  sevince boğardı. Geline hediyelerin takılmasından sonra gelin tekbirler eşliğinde ata bindirilmek için aşağıya indirilir ve maniler eşliğinde ata bindirilirdi.

Gelin alayı köyü davul zurna eşliğinde dolaşır ve nihayet damat’ın evine gelir damat gelin gelmesiyle beraber tabancasını boşaltır, milletin üzerine para ve şeker saçardı. Gelin attayken bir manici bu genelde Rahmetli çekirge dayı olurdu, mani söyler “Terzilerde olur iğne, kızın beni iyi dinle, kaynanan bir tarla vermeden attan inme” kaynana ve kaynata gelir gelin için verilecek hediyeleri söyler ve gelin attan indirilirdi. Davullar devam eder akşama kadar oyunlar oynanır ve akşam yemeği ile beraber düğün dağılır. Akşam eve köyün imamı çağrılır ve gelinle damatın imam nikahı kıyılır davetliler evden gidince damatın sadacı ve birkaç arkadaşı damadı gelin odasına koyarlar bu işlemde damadın sırtını iyi bir dayak beklemektedir.

Ertesi günü duvak günüdür bu gün sadece kadınların merasimi olur ve kendi aralarında oynarlar ve öğleye kadar sürer daha sonra düğün tamamen bitmiş olur.

Bu kısa cümlelerle bir koca merasimi anlatmak mümkün değil ama özet olarak düğün merasimlerimiz böyle olurdu.

Cenaze ve ölüm merasimleri,

Ölümü yaklaşan yaşlı insanın öleceğini anlayan yakınları mutlaka köyden imam veya kuran okumasını bilen birisini çağırır ve hastanın başında sürekli kuran okutulur. Hastaya sürekli su verilmeye çalışılır veya dudakları ıslak mendille ıslatılır. Ölümü gerçekleşen hastanın çenesi bir bezle “çene çekme” bağlanır ölen kimsenin ağzı açık kalmaması için yapılır.

İmam sala verir ve ölüm köylüye duyurulur, mezar kazma işlemleri için birkaç kişi mezara gider birkaç kişi kazanlarla su kaynatmak için kazanları avluya veya evin önüne koyar.

İmam ve birkaç kişi ölen insan için ıskat ve salat işlemleri denilen devir işlemleri yapılır buna köyümüzde “Alt üst devri” denilir. Cenaze daha sonra teneşire konulur yıkama işlemlerinden sonra imam cemaatle helalleşme yaptırır ve musalla taşına gidilir ve burada cenaze namazı kılınır ve kabire konmak için salavat ve tekbir eşliğinde gidilir. Mezar hazırdır ve acel bir şekilde defin işlemleri yapılır ve imam yasin ve sureler okur ve dua edilerek taziye başlar. Sıradan herkes cenaze yakınına Hüküm Allah’ın diye taziyede bulunur cenaze yakını da dostlar sağ olsun diye mukabelede bulunur. Daha sonra cemaat dağılır ve imam cenazeye talkın yapar (Telkin) sorulan sorulara cevap vermesinde kolaylık olması için Efedimizin S.A.V tavsiyesi uygulanır. Cenaze evinde “çapa katmeri” denilen katmer yapılır mezar kazanlara ve fakirlere ikram edilir

Köylüler Akşam cenaze evine ellerinde yemeklerle taziye ziyaretine giderler, taziye ziyareti birkaç gün sürer. Haftanın ilk Cuma günü “Cumalık” denilen lokma veya lokul yapılarak camiden cıkan Cuma cemaatine dağıtılır, evlerde dağıtılan bu hayır işlemi akşama kadar sürer. Cenaze kırk günü doldurunca “Cenaze Kırkı” denilen helva yapılır ve yine Cuma cemaatine ve evler dağıtılır. Daha sonra “elli ikinci gece” si okutulur ve mevlit okutarak yine cenazenin arkasından hayır yapmaya devam edilir.

Cenaze bir yılını doldurduğunda “yıllık” denilen mevlik okutmalı bir merasim daha yapılır, ve genel yapılan işlemler bitmiş olur ama ölen insanların arkasından hayır yapmak ve sürekli kuran okumak ve okutmak dinimizin gereği ve adetlerimizdendir.

Dini merasimler,

Kültürümüzde ve geleneklerimizde dini merasimlerin yeri her zaman ayrıdır, mevlit okutmak hayır aşı denilen çocuklara verilen ziyafetler, bir çok merasim vardır.

Hacca gidecek olan insanların hacı plavı denilen bir merasimi vardır, genelde köy harman yerinde yapılırdı. Sünnet merasimleri yine sünnetin ruhuna uygun olacak şekilde mevlitle ve ziyafetle yapılırdı. Yazları Yağmur yağmadığı zamanlar yağmur duasına çıkılır taş okuma denilen 77.777 adet ayet okunarak her okunan ayetten sonra küçük çakıl taşları dile deydirilir ve bir yerde toplanır daha sonra bu taşlar tekbirler salavatlar eşliğinde köyün içinden geçen çayın en derin yerlerine dökülür ve meydanda dualar edilir, duadan sonra hazırlanan yemekler yenir ziyafetler verilirdi. Bu merasimler usulüne uygun yapıldığı zamanlar maksat hasıl olur mutlaka yağmur yağardı. Bir keresinde yemekleri bile yeme fırsatı olmamıştı ve yağmur bardaktan boşanırcasına yağmıştı.

Bayramlar,

Köyümüzde Dini ve milli bayramlara her zaman önem verilir ve tam bir bayram havasında kutlanırdı. Dini bayramlarda bayram sabahı namaz dan sonra köy odalarına toplanılır ve yemekler gelir tüm mahalle yemeklerini odada yerler ve büyüklerin elleri öpülür, bayramlaşma merasiminin büyük bir kısmı burada yapılırdı. Daha sonra herkes akrabalarına büyüklerinin yanına gider eller öpülür ve dualar alınırdı. Büyükler şeker veya para verirler çocuklar bundan büyük keyif alırlardı.

Milli bayramlarda çok çoşkulu geçer okul yönetimi bilhassa 23 nisan bayramında mutlaka tiyatro gösterisi yapar köylü ellerinde şekerler lokumlar ve bisküvilerle bayrama gelir bunlar büyük meydan sinisi üzerine boşaltılır ve bayram sonunda çocuklara dağıtılırdı.

 

İmece usulü çalışma,

Köyümüzde imece usulü çalışmak dayanışmanın ve kültürümüzün bir parçasıydı  herkes imece yapar ve bir günde bütün işleri yapar bitirirlerdi, bu imece bazen davullu bazen tefle yapılır bu zor işler bile bayram havasında geçerdi. Köyde ahenk vardı ve küçük meseleler büyütülmez insanlar bir birine toleranslı davranır zor işleri bile kolaya çevirecek yollar bulunurdu.

Ahmet Daşlı KÜLTÜRÜMÜZ

Kültürümüzde Düğünlerin ve Düğün eğlencelerin rolü oldukça büyükdür.

Düğünlerde gençler Harman yerinde güreşler tutarlardı. Davullar çalınır,oyunlar oynanir ve Kazanlarla Pilavlar dökülerek, Dügün davetlilerine yufkalarin üzerinde yemekler verilirdi.

Sarayli tatlisi da bunlarin arasindaydi ( Yapimi: Yufka incecik acilir, Nohut kavrilmis olarak cekilir. Pekmez veya serbetle islatilir ve sonra Yufkanin ortasina yayilir oklava ile dürülür. Tepsilere dösenen dürümler firinda pisirildikden sonra üzerine tatli dökülür ve afiyetle yenilir.)

Dügünlerde kizin kardesligi, oglanin sadici olurdu. Kiz kardesligi ile beraber dügünden bir hafta öncesinden basliyarak, dügüne kadar tüm komsu ve akrabalari tarafindan yemege davet edilirdi.

Eski insanlarimizin bir cok güzel ve ilginc inanislari varmis: “Zemheri Karisi” Ayse denilen bir yasli teyzemiz köydeki Basi agriyanlarin bas agrisini ilginc bir sekilde gecirirmis; Basi agriyanlar ona gelir ve oda, evinin önündeki sivri tasin yanina hastayi oturtur ve elindeki Köpek Kafatasini bir tasa, bir hastanin basina 40 Defa tiklatirdi. Böylece Bas agrisinin gidecegine inanilirdi.

Bu arada cikikci Ummahan oglu Mehmedide unutmamak gerekiyor. Kirilan Kolu önce ceker sonrada ince Tahtalarla sikica sarardi. Hatta agabeyim Mustafanin 2 defa kirilan kolunu yerine getirdi ve allaha sükür su anda saglam.